Evrenin Yaratılışı

Ramazan 2010 - 11. Gün

 

 

Yoksa siz, içinizden cehd edenleri (çaba harcayanları) ve Allah'tan ve Resûlü'nden ve müminlerden başka sır-dostu edinmeyenleri Allah 'bilip (ortaya) çıkarmadan' bırakılıvereceğinizi mi sandınız? Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (Tevbe Suresi, 16)

 

 

Allah buyurur: "Bir adam bilse ki Ben kudret sahibiyim, günahları affederim. O şirk etmedikçe, Ben onu affederim." (G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 329/)

 

 


 

Müminlerin manevi ve fiziksel temizlikleri
 

Müminler fiziksel olarak tertemiz insanlardır. Bedenleri, yedikleri yiyecekler, giydikleri giysiler, yaşadıkları ortamlar her zaman temizliği ve düzeniyle göze çarpar. Bulundukları her yeri Kuran'da tarif edilen, tertemiz cennet ortamlarına benzetmeye çalışırlar.

Allah müminlerin temizlik anlayışının nasıl olması gerektiğine, aşağıdaki ayetlerde dikkat çekmiştir:




Elbiseni temizle. Pislikten kaçınıp-uzaklaş. (Müddessir Suresi, 4-5)




Ey iman edenler size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin... (Bakara Suresi, 172)




Bana hiçbir şeyi ortak koşma, tavaf edenler, kıyam edenler, rükua ve sücuda varanlar için Evimi tertemiz tut. (Hac Suresi, 26)




Allah Kuran'da insanın ruhen temiz olmasından da bahseder. Nefsindeki kötülüklerden uzak duran, nefsini arındırıp temizleyen insanların kurtuluş bulacağına dikkat çeker:




Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur. (Şems Suresi, 8-9)




İnsanın manevi yönden temiz olması, ayette bildirildiği gibi nefsinin emrettiği kötülüklerden tamamen uzak durmasıyla mümkün olur. Manevi yönden temiz olan kişi, samimi bir imana, huzurlu bir ruh haline sahiptir. Yaptığı her iş gibi, her düşüncesi de hayırlıdır. Karşısına çıkan her olayda Allah'tan razı olmuş bir tavır gösterir. İçi de dışı ile birdir. Ayrıca Allah'tan gelen herşeyin kendisi için mutlaka hayırlı olduğunu bilir.

Böyle insanlar nefislerindeki pisliklerden arınan insanlardır ve Allah Kuran'da bu insanların güzel bir sonla karşılaşacaklarını haber vermiştir:




Sen, yalnızca gayb ile Rablerinden 'içleri titreyerek-korkmakta' olanları ve dosdoğru namazı kılanları uyarırsın. Kim temizlenip-arınırsa, artık o, kendi nefsi için temizlenip-arınmıştır. Sonunda dönüş Allah'adır. (Fatır Suresi, 18)

Doğrusu, temizlenip arınan felah bulmuştur; (A'la Suresi, 14)




Örneğin haset, Kuran'da kınanan bir tavırdır. Allah, deneme maksadıyla, insanların nefsini kıskançlığa eğilimli olarak yarattığını, fakat müminlerin bundan sakınmaları gerektiğini Kuran'da bildirmiştir:


 

... Nefisler ise 'kıskançlığa ve bencil tutkulara' hazır (elverişli) kılınmıştır. Eğer iyilik yapar ve sakınırsanız, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. (Nisa Suresi, 128)

  


İmanlı insan Allah korkusundan dolayı aklıyla hareket eder. Biraz düşünür ve hemen güzelden, doğrudan yana tavrını güzelleştirir. Çünkü aksinin ne maddi olarak ne manevi olarak hiç bir getirisi yoktur. Nefse uymak ahirette de, dünyada da yalnızca kayıp getirir. Kaderi düşünerek, tevvekkül edip, Kuran ahlakıyla hareket eden bir insan da manevi olarak yükseldikçe yükselir, tertemiz olur. İmanı güçlendikçe güçlenir.


(http://kurandatevbe.com)
 


 

Hz. Mehdi (a.s.) döneminde dünya üzerine huzur,

rahatlık ve güven hakim olacaktır

 

Ebu Said El-Hudri, İslam Peygamberi (sav)’den nakletmiştir, “Ahir zamanda dönemin hakimleri tarafından halkıma benzeri hiç görülmemiş dehşetli zulümler uygulanacaktır; öyle şiddetli olacaktır ki dünya onlara dar gelecek, yeryüzü adaletsizlik ve zulümle dolup taşacaktır, DİNDAR HALKLARIN HİÇBİR SIĞINAĞI KALMAYACAKTIR. İşte tam bu zamanda Yüce Allah benim soyumdan birini çıkartacak, önceden adaletsizlik ve zulümle dolduğu gibi, yeryüzünü adalet ve eşitlik ile dolduracaktır. DÜNYA ŞENLENECEK, İLAHİ NİMETLER YERYÜZÜNE İNECEK VE BİRKAÇ YIL BOYUNCA BU DÖNEMDE YAŞAYANLAR, ‘KEŞKE ÖLENLER HAYATTA OLUP DA BU YAŞANANLARI GÖRSELERDİ,’ DİYECEKLERDİR.

[Yenabi-ül Mevedde, s. 448; El-Burhan fi Alamet-i Ahir Zaman, Bölüm 2; Muntakhabul Athar, s. 149]

 

 

Hz. Mehdi (a.s.) insanlık için büyük bir nimettir.

 

“HAZRETLERİ’NİN (HZ. MEHDİ (A.S.)’IN) VARLIĞI BİR NİMETTİR; ONUN YÖNETİMİ BİR BAŞKA NİMETTİR.”

[Şerh-i Tecrid, Tusi, s. 389 (İran Baskısı)]

 

Hz. Mehdi (a.s.) en büyük veli en yüksek ilim sahibi kişi o olacaktır, Müslümanları tam sahiplenecektir.

 

Müminlerin Emiri (sav) Hazretleri, İmam Mehdi (as)’ın faziletleriyle ilgili şöyle söyler, “En fazla korunak sağlayan ve EN YÜKSEK İLME SAHİP OLAN ve en çok ‘Sile-i Rahim’ (akrabalarına iyilikte bulunan) yapan odur.”

[Gaybet-i Numani]

 

http://www.beklenenmehdiveisa.com/

 

 

Türkiye Balkanlar'da da çatı haline geldi


Habertürk, 26 Nisan 2010

Yiğit Bulut'un 26 Nisan 2010 tarihli yazısından:

"Sevgili dostlar, hafta sonu Türkiye, Dışişleri Bakanı’nın uzun süren 11 seyahati sonrasında, çok önemli bir başarı elde etti ve Balkanlar’da ilk defa Osmanlı’dan sonra “iki milleti” tek çatı altında bir araya getirdi. Uzun süredir bu köşede paylaştığım Balkanlar’dan Hazar Kıyısı’na Türkiye tezine bir halka daha eklendi ve Cumhurbaşkanı, Dışişleri Bakanımız eşliğinde Türkiye’nin Balkanlar’da “çatı” olduğunu ortaya koydu!"

 

Mersin TV, 5 Eylül 2008

Adnan Oktar:
Türkiye Allah’ın izniyle büyük bir ülke olacak. Türk-İslam Birliği oluşacak. Bütün bu Ortadoğu’yu BÜTÜN BALKANLARI, ASYA'YI TÜRKİYE, AĞABEYLİK RUHUYLA KUCAKLAYACAK İNŞAALLAH. Ve güzel bir sistem meydana gelecek dikkat ederseniz. Kafkas paktı oluşturuluyor yine demiryolu projemiz var biliyorsunuz. Petrol boru hattı, doğalgaz  boru hattı projeleri var. İslam Birliği toplantıları yapılıyor. Türk Birliğinin daha güçlü hale gelmesi için yapılan çalışmalar var. Bunların hepsi hayırlı inşaAllah, Anadolumuz hep medeniyetlere beşiklik yapmış biliyorsunuz. Anadolu öyle bir yer. Osmanlı döneminde de biliyorsunuz. BÜTÜN ORTADOĞU’YU, BALKANLARI, ÜÇ KITAYI BURADAN YÖNETMİŞLER. İNŞAALLAH, YİNE O ŞEKİLDE OLACAK AMA SEVGİYLE, DOSTLUKLA, KARDEŞLİK RUHU İÇERİSİNDE OLACAK.

www.seslianlatimlar.com

 

 

Eğitimli Rumenler İslam'a yöneliyor / Vakit Gazetesi / 10.03.2010

 

Romanya'da son yıllarda İslam'a geçenler arasındaki önemli bir artış yaşanıyor. Romanya Müslüman Gençlik Birliği lideri Bari Nardeen, Osmanlı döneminde Romanya'ya yerleşen Tatarlar, Türkler, Çingeneler ve Arnavutlar dışında komünizm döneminde bu ülkeye gelen Suriyeli Araplar ile Türkler de olduğunu kaydederek, üçüncü kategorideki Müslümanların Rumenler olduğunu belirtti. Nardeen, Müslüman olan Rumenlerin büyük bir bölümünün eğitimli profesyonellerden oluştuğunu kaydetti.

Romanya'da son yıllarda özellikle eğitimli profesyoneller arasında İslam hızla yayılıyor. Romanya Müslüman Gençlik Birliği lideri Bari Nardeen, İslam'a geçen Rumenler arasında doktorlar, mühendisler ve diğer mesleklerden insanlar olduğunu belirterek, Müslüman azınlığın Romanya'da önemli bir konumda bulunduklarını söyledi.

100 BİN MÜSLÜMANIN YAŞADIĞI TAHMİN EDİLİYOR

22 milyon nüfusu bulunan Romanya'da resmi olarak Müslümanların sayısının tam olarak bilinmemekle beraber bu sayının 100 bin olarak tahmin edildiğini belirten Nardeen, İslam'ın Romanya'da resmi olarak tanınan bir din olduğunu belirtti. İslam'ın resmi olarak tanınmasından dolayı Müslümanların dinlerini rahat bir şekilde yaşayabildiklerini söyleyen Nardeen, Müslümanların ibadet yerleri inşa etmede herhangi bir zorlukla karşılaşmadığını belirtti.


(http://www.kolaylikdiniislam.com)
 


Bulut Mucizesi

www.bulutmucizesi.com


Bu sitede gökyüzünde her gün gördüğümüz mucizevi özelliklere sahip bulutlarla ilgili bilgiler bulacaksınız. Fakat salt “bilgi”, onu yorumlayacak akıl, vicdan ve basiret olmadıktan sonra insanı doğruya götürmez. Ancak samimi ve vicdanlı bir insanın, gökyüzünde gördüğü bir bulut hakkında sahip olduğu detaylı bilgiler, onun Allah’ı daha iyi tanıması ve O’na yakınlaşması açısından önemlidir.

 

 

Türk-İslam Birliği Yolunda Ne Gelişmeler Ne Oldu?


Ayrı bayraklar altında yaşayan tek milletiz


Yeniasya, 17 Mart 2010

 



Sayın Adnan Oktar ne demişti?


Kıbrıs Postası, 23 Eylül 2008

Adnan Oktar:
Türk İslam Birliği, bir ucu Kıbrıs’ta, bir ucu Çin’in böğründe, bir ucu Bosna’da, bir ucu Rusya’nın içlerinde Kazakistan’da, bir ucu Fas’ta, Tunus’ta, bir ucu Kenya’da muhteşem bir Türk İslam Birliği. Bu dünyanın da kurtuluşu, Amerika’nın, Rusya’nın ve Çin’in de kurtuluşudur. Bütün dünyaya barış ve kardeşlik getirecek şahane bir sistem bu. Bundan en çok istifade edecekler de yine gayri Müslimler olacaktır.

 



Adnan Oktar’ın 8 Haziran 2007 Tarihinde Yabancı Gazetecilerle Yapılan Basın Toplantısı...

"Türk devletleri ile Türkiye'nin çoktan birlikte olması gerekiyordu şu ana kadar, bu gereksiz bir gecikmeyle devam ediyor. Konya ili neyse Azerbaycan da odur. Eskişehir neyse Türkistan da odur. Bu devletlerin tek bir çatı altında birleşmeleri ve kardeşçe Dünya barışını koruyacak bir güç olarak aydın çizgide, sevgi dolu, şefkati, merhameti, insanlığa sunarak bir bölgede denge unsuru olmasında çok büyük fayda var ve bunun gecikmemesi gerekiyor."

 



Azerbaycan Novoye Vremya, 6 Ekim 2008

Adnan Oktar:
Balkanlar hep Osmanlı toprağıdır ta İtalya’nın içlerine kadar. İtalya’ya yakın yerlere kadar hep Osmanlı toprağıdır. Her yerde Osmanlı'nın izleri görülür, Osmanlının güzelliği görülür. Oraları Türk İslam Birliği içerisinde bir huzur şehri, huzur bölgeleri olacaktır... Sadece onlara bereket, bolluk ve huzur sunar Türk İslam Birliği. Bosna’ya da, Arnavutluğa da her yere İnşaAllah Türk İslam Birliği huzur ve mutluluk sunacaktır.

(http://www.islambirligi.org)     

 


Alzheimer ve Parkinson Araştırmalarında Yeni Bulgular


Geçtiğimiz dönemlerde de insan ömründe nisbi olarak bir artış yaşanmış, ancak hiçbir dönemde 21. yüzyılda olduğu gibi gözle görülür bir artış olmamıştır. Yapılan araştırmalar insan ömrünün bu yüzyılda %50 oranında arttığını, 100 yaşını geçen insanların sayısının önümüzdeki yıllarda çok daha fazla olacağını ortaya koymuştur. Nitekim yaşanan tüm gelişmeler Peygamber Efendimiz (sav)'in 1400 yıl önce hadislerinde haber verdiği bu gerçeği doğrulamaktadır. Bunlardan biri de Alzheimer ve Parkinson hastalıkları konusunda yapılan araştırmalarda elde edilen bulgulardır.
 


Daily Mail'deki habere göre, bilim adamları solucanlarda, oksijen azken bile hücreleri canlı tutan ve Alzheimer gibi hastalıkların sebebi olduğu düşünülen zehirli proteinleri bertaraf eden HIF adı verilen bir proteinin varlığını keşfetti.

Solucanların bu sayede sadece yüzde 30 daha uzun süre yaşamakla kalmayıp, hücrelerinin alzheimer ve parkinson gibi hastalıklarla bağlantılı olan tahrip edici proteinlere karşı daha dayanıklı olduğu görüldü.


http://www.bilimveteknoloji.org/

 

 

Darwinistler: ''Tekrar özür diliyoruz, Ardi konusunda da yanılmışız''

Darwinist Tim White ve ekibi tarafından tüm dünyaya pervasızca, “dik yürüyen maymun” adı altında tanıtılan Ardi, insanın hayali evriminin en büyük delili olarak sunulmuştur. Fakat bu yaygara da diğerleri gibi çok uzun ömürlü olmamış, Darwinist sahtekarlık, kısa süre içinde ortaya çıkarılmıştır. Hem de doğrudan Darwinist bilim adamlarının açıklamalarıyla.

Şimdi ise sıra, ARDİ KONUSUNDA ÖZÜR DİLEMEYE GELMİŞTİR.

 


Tamamen bir kırıntı yığını şeklindeki leğen kemiği ve çevresinin, yalnızca Darwinist bilim adamlarının yorumlarına göre yeniden yapılandırıldığı gerçeği, yine Darwinist bilim adamları tarafından açıkça ifade edilmiştir. Evrimci Jungers, fosili inceledikten sonra “elde edilen veriler kasıtlı olarak ihmal edilmediği veya bunlar tamamen uydurma olmadığı sürece, böyle bir hayvanın arka bacakları üzerinde sürekli yürüyemeyeceğini” açıkça belirtmiştir.1 Bu açıklama ile Tim White ve ekibinin, Darwinizm adına yepyeni bir aldatmacaya imza atmış oldukları açıklanmış bulunmaktadır.
 

Ardi hakkındaki iddiaları yalanlayan yalnızca leğen kemiği ile ilgili bulgular değildir. Science dergisinde yayınlanan bir yazıda, Ardi’nin ayak anatomisinin, onun bir tırmanıcı olduğunu ortaya koyduğu belirtilmiştir. Scientific American dergisinden Katherine Harmon tarafından kaleme alınan “How Humanlike Was Ardi?” (Ardi ne kadar insana benziyordu?) başlıklı yazıda ise, ayaklardaki tek bir parçanın bile, hayvanın ayakta durduğunu göstermediği açıkça ifade edilmiştir. Ayaklar ve özellikle ayaklardaki büyük başparmak, tamamen günümüzdeki şempanzelerde de halihazırda var olan ve tırmanmaya yarayan özellikler göstermektedir. Jungers bu durumu şöyle özetler:

(Ardi) Hiçbir şekilde iki ayaklılığa doğru bir adaptasyon göstermemektedir.2

 


Ellerinde iddialarını doğrulayacak delil kalmayan Darwinistler, son olarak bu canlıyı insanın hayali atası olarak gösterebilmek için şu aldatmacaya başvurmaktadırlar: “Dişleri küçük, çünkü erkekler avlanırken dişi olan çocuklara bakıyordu”. Bu aciz iddia aslında Darwinistlerin düştüğü çaresiz durumun önemli bir kanıtıdır. Böyle bir iddia ile bir bilim adamının ortaya çıkması ve buna dayanarak tam anlamıyla mükemmel bir bonobo maymununu insanın atası ilan etmesi, o bilim adamı açısından utanç vericidir. Nitekim böyle bir iddianın bilimsel anlamda dikkate alınıp cevaplanması bile oldukça gereksizdir. Fakat yine de bu iddiayı ortaya atanların düştüğü aciz durumu göstermek açısından şunu belirtmek yerinde olacaktır: Bir işbölümü dahilinde aile yaşantısı yaşayan canlılar yalnızca insanlar değildir. Doğada pek çok canlı bir aile olarak varlığını sürdürür ve bu aile içinde erkeğin de dişinin de üzerine düşen özel görevler vardır. Pek çoğunda avlanan erkek, dişilerin bakımını üstlenen ise dişidir. Dolayısıyla bir canlının dişisinin avlanmayıp çocuklarına bakıyor olması, ONU ELBETTE Kİ İNSAN YAPMAZ. Bu saçma iddia, Darwinist mantığın dayandığı aldatmacayı çok açık şekilde göstermektedir.

Ardi konusunda tüm iddialarını geri almak zorunda kalan Darwinistler, geçmişte olduğu gibi insanları aldatamayacaklarını anlamışlardır. Eskiden 40 yıl müzelerde sergilenen sahte fosiller, günümüzde artık hemen deşifre edilmekte, sahtekarlık ömürleri birkaç günü, hatta birkaç saati geçmemektedir.

[1] Katherine Harmon, How Humanlike Was "Ardi"?, Scientific American, 19 Kasım 2009, http://www.scientificamerican.com/article.cfm?id=how-humanlike-was-ardi
[2] Katherine Harmon, How Humanlike Was "Ardi"?, Scientific American, 19 Kasım 2009, http://www.scientificamerican.com/article.cfm?id=how-humanlike-was-ardi



(http://www.evriminsonu.com)

 


 

Eğrelti Otu
 

Fosil Bilgisi

Yaş: 354-290 milyon yıllık

Dönem: Karbonifer

Bulunduğu Yer: Canales, Leon, İspanya

 


 

 

Eğrelti otlarının bir başka bitkiden türemediklerini, art arda gelen pek çok küçük değişiklik sonucunda bugünkü eğrelti otlarına dönüşmediklerini, tüm özellik ve fonksiyonlarıyla hep eğrelti otları olarak var olduklarını gösteren delillerden biri de resimdeki fosildir. 354–290 milyon yıl önce yaşayan eğrelti otları günümüzdeki örnekleriyle aynıdır. Bu fosil tüm canlılar ve cansızlar gibi bitkileri de Yüce Allah'ın yarattığını, evrimin hayal ürünü bir senaryodan başka birşey olmadığını gözler önüne sermektedir. Yaklaşık 150 yıldır dünyanın dört bir yanında fosil araştırmaları yapılmaktadır. Bu araştırmalar neticesinde milyonlarca fosil elde edilmiştir. Ancak bu fosillerin içinde bir tane bile, yarım gelişmiş, iki farklı canlının özelliklerini taşıyan, ara form niteliğinde yani evrimcilerin iddialarını destekleyen fosil bulunmamıştır. Bulunan her fosil, canlıların aniden ortaya çıktıklarını ve soyları devam ettiği müddetçe hiç değişmediklerini ortaya koymaktadır. Bunun anlamı ise açıktır: Canlıları Allah yaratmıştır.

www.harunyahya.tv

 

 


 


2010-06-12 18:33:51

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top